Kolon Kanseri

Görülme sıklığı bakımından tüm kanserler arasında prostat, meme ve akciğer kanserinden sonra 4. sırada yer almaktadır. yüzde 90’ı 50 yaşından sonra ortaya çıkmaktadır.

KRK’lerin yüzde 25’i çekum ve çıkan kolonda, yüzde 15’i transvers kolonda, yüzde 5’i inen kolonda, yüzde 25’i sigmoid kolonda, yüzde 10’u rektosigmoid bileşkede ve %20’si de rektumda yer almaktadır.

KRK gelişiminde rol oynadığı düşünülen çok sayıda risk faktörü tanımlanmıştır.

Proksimal kolonda yer alan tümörler daha çok polipoid ve lümene doğru büyümeye eğilimlidirler ve obstrüksiyon sık görülmez. Distal yerleşimli kanserler ise daha çok anüler bir infiltrasyon gösterirler ve obstrüksiyon daha sık gelişir.

Histopatolojik olarak KRK’ların %95’i “adenokarsinom” yapısındadır. KRK’ların -30 kadarı, gland lümenine ya da interstisyuma musin salgılar ve müsin içeriği %50’den fazla ise müsinöz adenokarsinom adını alır. Bazı KRK’larda nöro-endokrin diferansiasyona da rastlanabilir. Nöro-endokrin hücre oranı %50’nin üzerinde ise “nöro-endokrin tümör”, eğer tümörün grade’i de yüksek ise “nöro-endokrin kanser” olarak adlandırılır.

Kolon kanserlerinin histopatolojik diferansiyasyon derecesi “grading” olarak adlandırılır ve prognostik önemi vardır. İyi diferansiye olanlar Grade I (düşük grade) (%20), orta diferansiye olanlar Grade II ve III (orta grade) (%60), kötü diferansiye olanlar Grade IV (yüksek grade) (%20) olarak ifade edilir. Grade I’de tanı konduğunda metastaz %20 iken, Grade IV’te metastaz oranı %80’e varır. Birden fazla grade bir aradaysa, en kötü olanı verilir.

Bugün için en yaygın kullanılan sınıflama, AJCC/UICC (American Joint Comitte on Cancer/Union Internationale Centre le Cancer) tarafından önerilen TNM sistemidir. Burada T tümörü, N lenf nodlarını, M metastazı temsil eder (Tablo-1).

Tablo-1. KR tümörlerde TNM sınıflaması

T (tümör)

Tx Değerlendirilemiyor

T0 Tümör bulgusu yok

Tis İnsitu karsinom (intraepitelyal, intramukozal)

T1 Tümör submukozaya invaze

T2 Tümör müskülaris propriayı invaze etmiş

T3 Tümör m. propriayı geçmiş, subserozaya ya da peritonsuz perikolik/perirektal dokulara invazyon var

T4 Serozayı aşmış ya da çevre organlara invazyon var

N (Lenf nodu)

Nx Değerlendirilemiyor

N0 Bölgesel lenf nodu tutulumu yok

N1 1-3 perikolik/perirektal lenf nodlarında tutulumu var

N2 4 ya da daha fazla perikolik/perirektal lenf nodu tutulumu var

N3 Besleyici ana damarlar boyunca herhangi bir lenf nodunda tutulum var

M (metastaz)

M0 Uzak metastaz yok

M1 Uzak metastaz mevcut

Bu bulgular göz önüne alındığında, KRK evrelemesi ve 5 yıllık sürvi Tablo-2’te verilmiştir.

Tablo-2. KRT’lerde evreleme ve 5 yıllık sürvi

Evre TNM (Dukes, Astler Coller) 5 yıllık sürvi (%)

I T 1-2, N0, Mo (Dukes A, Ast. Coller A, B1) 70-95

II T 3-4, N0, M0 (Dukes B, Ast. Coller B2) 54-65

III Herhangi bir T, N 1-3, M0 (Dukes C, Ast. Coller C1,C2) 39-60

IV Herhangi bir T ve N, M1 (Ast. Coller D) 0-16

Klinik 

KRK’da ortalama doubling-time 130 gündür ve tümörün semptom verecek boyuta ulaşması ortalama 5 yıl alır. Hastalarda karın ağrısı, halsizlik, şişkinlik, kilo kaybı, iştahsızlık, rektal kanama gibi nonspesifik yakınmalar gözlenebilir.

Sağ kolon kanserlerinde kronik kan kaybı, hastalarda anemi, halsizlik, yorgunluk ve kilo kaybına yol açabilir.

Sol kolon çapının daha dar, tümörlerin daha çok infiltratif tipte olması ve dışkı kıvamının da daha katı olması sebebiyle, sol kolon kanserleri tıkanmaya daha eğilimlidirler. 

KRK’da 5 yıllık sürvinin erken evrelerde %90’larda iken, ileri evrelerde %5 düzeylerine düştüğü gözönüne alındığında, erken tanı ve tarama programlarının önemi ortaya çıkmaktadır.

Tarama seçenekleri şunlardır: yılda bir gaitada gizli kan (GGK), her 5 yılda bir fleksibl sigmoidoskopi (FS), yılda bir GGK ile birlikte her 5 yılda bir FS, her 5 yılda bir çift kontrastlı baryumlu grafi, ya da her 10 yılda bir kolonoskopi.

Bu tarama programlarının, toplumda KRK mortalitesini düşürdüğü gösterilmiştir.

  • Gaitada gizli kan (GGK)
  • Karsino-embriyonik antijen (CEA)
  • Kan biokimyası
  • Rigit proktoskopi
  • Fleksibl sigmoidoskopi (FS)
  • Kolonoskopi
  • Çift kontrastlı (hava-baryum) kolon grafisi
  • Sanal (virtual) kolonoskopi (BT ya da MR kolonoskopi)
  • Ultrasonografi (US)
  • Bilgisayarlı tomografi (BT)
  • Manyetik Rezonans (MR)
  • Pozitron emisyon tomografisi (PET)

Cerrahi Tedavi 

Küratif cerrahi tedavinin amacı, primer tümörün, sağlam rezeksiyon sınırlar elde edecek şekilde, regional lenfatikleri ile birlikte çıkartılmasıdır. Komşu organlara (ince barsak, dalak, üreter, mesane, uterus vb.) direkt invazyon varsa, bu kısımların “en block” olarak tümörle birlikte çıkartılmasına gayret edilmelidir.

Ameliyat öncesi, senkron tümör (ortalama yüzde 5 kanser ve yüzde 30 adenom) ve uzak metastazların araştırılmasına yönelik çalışmalar da tamamlanmalıdır.

– Sağ hemikolektomi

– Transvers kolektomi

– Sol hemikolektomi

– Sigmoid kolektomi

– Subtotal ve total abdominal kolektomi

– Laparoskopik kolon rezeksiyonları

Resim-5: Kolon tümörlerinin cerrahi tedavisinde uygulanan kolon rezeksiyonu tipleri:

A: sağ hemikolektomi, B: genişletilmiş sağ hemikolektomi, C: Transvers kolektomi, D-E: sol hemikolektomi, F: sigmoid kolektomi

(Resim, 3 no’lu kaynaktan alınmıştır)

Komplikasyonlar

Kolon cerrahisinin başlıca komplikasyonları arasında kanama, anastomoz kaçağı, karın içi abseler ve cilt altı infeksiyonları sayılabilir.

Cerrahi Tedavi Sonrası Takip

KRK nedeniyle tedavi edilen hastalar, nüks, metakron ve metastatik tümör gelişimi riskine sahiptir. Metakron kanserin takibi açısından, primer tümörün rezeksiyonundan 12 ay sonra kolonoskopi yapılır. Sonuç normal ise, 3 yıl sonra kolonoskopi tekrarlanır. Bu da normalse, 5 yılda bir kolonoskopik takip önerilir. Nüks ve metaztazların çoğu (%70) postop. 2 yıl içinde ortaya çıktığından, takipte bu kritik süre önemlidir. Rutin olmamakla birlikte, akciğer metastazı açısından yıllık AC grafisi istenebilir. İki yıl boyunca, 2-3 ayda bir kanda CEA düzeyi tekrarlanmalıdır. BT, rutin olarak kullanılmaz. Ancak CEA yükseldiğinde, faydalı olabilir.

Kemoterapi (KT) ve Radyoterapi (RT)

KT, tümör büyümesini yavaşlatmak, tümör boyutunu küçültmek ve uzak metastazların gelişimini önlemek amacıyla kullanılmaktadır. Sıklıkla post-operatif dönemde (adjuvan KT), bazı seçilmiş olgularda ise pre-operatif dönemde (neo-adjuvan) kullanılır. Tümörün çıkartılamadığı olgularda, palyatif amaçla da uygulanabilmektedir. Veriliş yolu çoğunlukla sistemik, ya da yaygın peritoneal metastazların gelişmesi halinde periton içi yoludur (intra-peritoneal hipertermik KT). KT’ye genelikle ameliyattan 15-30 gün sonra başlanır.

Kolonun karsinoid tümörleri

Karsinoid tümörler, GI kanal mukozasında yer alan entero-kromaffin hücrelerden kaynaklanır ve nöro-endokrin tümörler arasında incelenir.